Dolar 11,9955
Euro 13,4687
Altın 691,15
BİST 1.812
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Çok Bulutlu
İstanbul
13°C
Çok Bulutlu
Cum 14°C
Cts 17°C
Paz 17°C
Pts 16°C

Fazıl Say: Ne görüyorsam onu anlatıyorum

Piyanist Fazıl Say, Play Say 3 albümü için “Bu albüm, kendiliğinden ortaya çıkmış eserlerin toplandığı, gerçekçilikten yola çıkan, ne gördüyse …

Fazıl Say: Ne görüyorsam onu anlatıyorum
A+
A-
17.11.2021
ABONE OL

Piyanist Fazıl Say, Play Say 3 albümü için “Bu albüm, kendiliğinden ortaya çıkmış eserlerin toplandığı, gerçekçilikten yola çıkan, ne gördüyse onu müziği ile anlatmaya çalışan bir besteci piyanist portresi CD’dir” dedi.

BirGün gazetesinden Cihangir Köroğlu’na konuşan Say, “Bu albümde yer alan eserler yakın geçmişimizde yaşadığımız toplumsal olayların izlerini taşıyor. Tüm dünyanın bildiği Gezi Park’ı olayını anlatan Gezipark Sonatı, 2015 yılında Ankara Garı’nda yaşanan terör olaylarında hayatını kaybedenlerin anısına yazdığım In Memoriam ya da Kaz Dağları’nda yaşanan doğa katliamını, bu katliama karşı olan dayanışma duruşunu anlatan Kaz Dağları Baladı ve Kaz Dağları Marşı gibi… Tüm bu eserler bu albümde bir araya geldi. Ayrıca İzmir Süiti ve Karatoprak eserinin yeni versiyonu da var albümde.” ifadesini kullandı. 

Say sorulara şu yanıtları verdi:

-Tüm bu olaylar sizi, yaratma sürecinizi nasıl etkiledi?

Bu olaylar yaşanırken insanlar, sanatçılar, herkes derin bir şekilde etkileniyor aslında. Ve sonrasında tüm bu hissiyat istemsiz bir şekilde, farkında bile olmadığımız bir halde sanatımıza ve üzerinde çalıştığımız eserlere yansıyor. Örneğin GeziPark eserinde beste yapmaya başladığımda fark ettim ki aslında duyduklarımı, gördüklerimi, hareketleri, devinimleri anlatıyorum. Bu albüm bu nedenle; biraz kendiliğinden ortaya çıkmış eserlerin toplandığı, gerçekçilikten yola çıkan, ne gördüyse onu müziği ile anlatmaya çalışan bir besteci piyanist portresi CD’dir.

-Yedi bölümden oluşan İzmir Süiti eserinizde Brahms, Chopin ve Rachmaninov gibi önemli bestecilerin gözünden, farklı bakış açılarıyla bir İzmir Marşı anlatımı sunuyorsunuz. Bu fikir nasıl doğdu?

-Albümde İzmir Süiti’nde daha sakin bir Fazıl Say dinliyorken, GeziPark’ta daha sert ve öfkeli bir müziğin içindeyiz. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Aslında müzik neyi anlatmak isterse, onu o şekilde anlatır. İzmir’de; Urla’da bir gün batımı sessizliğini ya da Kordon’un tılsımlı bir anını anlatan sakin melodiler var. Meditasyon müziği bir nevi… GeziPark eserine gelince elbette daha farklı bir hissiyat söz konusu. İlk bölümün adı: “İstanbul sokaklarında direniş geceleri”. Müziğin içinde bir mücadele anlatılıyor. Devinimler, koşuşturmalar, tezahüratlar, sloganlar… Çağdaş bir müzikle, olabilecek en duru haliyle yaşananları anlattım. Görselliğin sese dönüşmesi bu şekilde müzikle de olabiliyor. Eserin üçüncü bölümü olan “Suçsuz çocuk Berkin Elvan”da çocuk ölümü akoru var. Her ölçünün başında sürekli tekrar eden, atonal bir akordur bu. Onun arasına sanki bir çocuk melodisi girer gibidir. Yani müziğin betimlenmesi, müziğin resmedilmesi söz konusu burada. Müziğin sertliği, yumuşaklığı, dinginliği ve hızlılığı ise tabii ki eserde ne anlattığımızla ilgili olarak değişen bir unsurdur.

Benim amacım sadece evimde müzik yazıp, herhangi bir şekilde bunu çalmak değil. Ben bir besteciyim. Yaratıcılık sürecidir önemli olan. Bu yaratıcılığı da yoğun bir şekilde dünya ile de paylaştım. Ülkemde de paylaştım. Bunun insanlara ulaştığını düşünüyorum. Görüyorsunuz Türkiye’nin her yerine turneler düzenliyoruz, kendi konserlerimizi kendimiz organize ediyoruz, projelendiriyoruz. Türkiye’de bu noktada ulaştığımız durumu kayda değer buluyorum. Her şehirde çok büyük kitlelere ulaştık kendi imkânlarımızla. Önemli olan elini uzatmaktır ve uzatılan eli tutmaktır. Burada gerçekten geniş gönüllü olmak gerekir. Ulaştığımız kitleyle bunu başardığımızı düşünüyorum.”

 

 

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.